Bir Soru

Çileden çıkaran nedir böyle volkanlkarı
ki ateş, don ve çılgınlık tükürüyorlar?

Pablo Neruda

Cum

05

Tem

2008

Güvenlikçi Banka Müdürü Oldu PDF Yazdır e-Posta
Makale
Ali Tanırlar tarafından yazıldı   

Yıllarca güvenlikçi olarak çalıştığı bankaya müdür oldu. İşte bir başarı öyküsü;


Çorum'da bir bankanın şubesinde 1982 yılında güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlayan Cemal Kaçay, 26 yıl sonra aynı şubenin müdürü oldu.

Cemal Kaçay, kendisinin 1982 yılında işe başladığı dönemlerde hem güvenlik görevlisi hem de memur olarak işe alımların olduğunu bildirdi.

''O zamanlar Merkez Bankasının güvenlik görevlileri sivil olarak, bellerinde silahları ile geziyorlardı'' diyen Kaçay, kendisinin de ''gençliğin verdiği heyecan'' ile güvenlik görevlisi olmak kendi isteğiyle işe başladığını ifade etti.

Kaçay, Halk Bankasının Çorum şubesinde işe başladıktan bir müddet sonra güvenlik görevlilerine ''siyah üniformalar'' dağıtıldığını belirterek, ''Bu görevin benim için cazibesi kalmamıştı. Ben de memur olmak için karar verdim ve çalışmaya başladım'' diye konuştu.

MEMURDAN ÇOK MEMURDU

Güvenlik görevlisi olmasına rağmen muhasebe bilgisi ve daktilo kullanma yeteneğiyle banka içinde daha çok memurluk görevi yaptığını anlatan Kaçay, 2 yıl sonra aynı bankada memurluk görevine başladığını kaydetti.

Bankanın şube müdürü olmak hayalini o yıllarda kurduğunu belirten Kaçay, ''(Eğer hedefinizi koymuşsanız, yolun yarısını geçmişsiniz demektir) sözü ne kadar haklıymış, şimdi daha iyi anlıyorum'' dedi.

''HEM ÇALIŞTIM HEM OKUDUM''

Cemal Kaçay, bankaya başladıktan sonra Açıköğretim Fakültesini dışarıdan bitirerek üniversite eğitimini tamamladığını ifade ederek, Halk Bankasının hizmet içi eğitim seminerleri, ekonomi dersleri, yükselme eğitimleri gibi pek çok alanda da eğitimine katıldığını vurguladı.

Kaçay, bankacılığın sevildiği zaman insanı mutlu eden bir meslek olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

''Bankamızın yaptığı geniş kapsamlı eğitim çalışmalarına katıldım. Ekonomi, kriz dönemleri ve ihtisas yapılabilecek alanlarla ilgili en değerli bankacılardan dersler aldım. Çalışmamın her zaman faydasını gördüm. Ben buralara kadar yükselebileceğimi hayal etmezdim. Ancak bankamızın performans ve kazandığınız iyi notlara göre ödüllendirme sistemi, çalışan herkesin önünü açıyor, bunu şimdi daha iyi anladım.''

Kaçay, şu anda hedefinin bankanın Çorum şubesini Türkiye genelindeki ilk 10 şube arasına yükseltmek olduğunu dile getirdi.

Kaynak: www.milliyet.com.tr
 

Cum

05

Tem

2008

Bir Ayakkabı Macerası PDF Yazdır e-Posta
Günlüğüm
Ali Tanırlar tarafından yazıldı   

2008'in bahar aylarında bulunduğum mahallede bir ayakkabı satıcısına gittim. Onlarcasının içerisinden birkaçını beğendim. Bana uygun numaralar olmadığı için satıcının önerdiği yakın bir modeli satın aldım.

Ayakkabıyı giymeye başladıktan yaklaşık 2 hafta sonra tabanı düşmeye başladı. Hemen satın aldığım yere gittim ve ayakkabıyı gösterdim. Fabrikaya göndereceklerini ve presleyip bana teslim edeceklerini ifade ettiler. İyi niyetimle yaklaşıp paramı geri istemedim yada yeni bir ayakkabı. Birkaç gün sonra ayakkabıyı aldım. Aklımda ise hep şu soru vardı: Belki de ayakkabıyı sıradan bir tamirciye yaptırmışlardır? 

Bir ay sonra yeniden tabanı düşmeye başladı. Yine aynı şeyler tekrarlandı. Şüphemi ifade ettim. Paramı yada yeni bir ayakkabı istedim. Bu sefer olacak dediler. Yine iyi niyetle yaklaştım. Aldılar ayakkabıyı ve üç gün sonra gelmemi söylediler. Denileni yaptım. Ayakkabım üç değil 5 gün sonra geldi. 

Ve yine geçen gün farkettim ki çok fazla giymeme rağmen ayakkabım arızalandı. Fabrika gönderilmesini istemiyorum. Bir mahalle tamircisine götüreceğim ve dikiş attıracağım ya da  yeni bir ayakkabı alacağım.

 

 

Ça

02

Tem

2008

Azmin Zaferi PDF Yazdır e-Posta
Günlüğüm
Ali Tanırlar tarafından yazıldı   

İtiraf.com'dan

kirazçiçeği 33, Kadın
Dar gelirli bir ailede büyüdüm. Ailemin maddi durumu iyi olmadığı için orta ikinci sınıfta okulu bıraktım. 18 yaşında evlendim, dünyaya iki güzel çocuk getirdim. Ancak içimdeki okuma aşkı hiç bitmedi. Dışarıdan önce ortaokulu, sonra liseyi bitirdim. Büyük bir azim ve çabayla evde ÖSS'ye hazırlanarak hep hayalini kurduğum bölüme girdim ve iki gün önce fakülte birinciliğiyle mezun oldum. Mezuniyet töreninde 14 yaşındaki oğlum yanıma gelip bana sarılarak "Anneciğim seninle iftihar ediyorum, hayatım boyunca hep seni örnek alacağım" dedi. Yapamazsın, kazanamazsın, okuyamazsın diyenlere inat başardım. Azmin zaferi bu olsa gerek.

 

Sal

01

Tem

2008

Simple Plan PDF Yazdır e-Posta
Günlüğüm
Ali Tanırlar tarafından yazıldı   

Simple Plan adlı Kanadalı grubu ilk defa nereden hatırladığımdan emin değilim. Sanırım Smallville'i izlerken karşılaştım. Galiba Smallville'in Soundtrack'lerini dinlerken farketmiş ve sonra tüm şarkılarını dinlemeye başladım.

Rock müzik grubu olan Simple Plan şuaralar en favori grubum. 

 

 Wikipedia'dan...
Simple Plan 1999 yılında Montreal, Kanada`da kurulan bir punk rock grubudur. Beş elemanın hepsi de Quebec bölgesinde büyüyen Fransız asıllı Kanadalı`lardır. Grup iki albüm yayımlamıştır No Pads, No Helmets... Just Balls (2002) ve Still Not Getting Any (2004); bunun yanında iki tane de canlı CD`si vardır Live in Japan (2002) ve MTV Hard Rock Live (2005).
 Geçmişi

Grubun kökenleri aslında 1995 çıkışlı Reset grubuna dayanır. Reset 1997`de ilk albümünü çıkardığı zaman MxPx, Ten Foot Pole ve Face to Face gibi gruplarla turneye çıkıyordu. Pierre Bouvier ve Charles-André (Chuck) Comeau da bu gruptaydı o sıralarda. 1999`un sonuna doğru ise Simple Plan grubunu oluşturmak için buradan ayrıldılar.

Grubun adının nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Elemanlar farklı cevaplar vermekle birlikte gerçek bir "iş"ten kurtulmak için bir grup kurmanın kolay bir yol olacağını düşündüklerinden akıllarına bu ismin geldiğini söylemektedirler. Bouvier ise yakın bir zamanda "bir grup kurmak zengin olmak için en basit plandır" diyerek grubun adıyla ilgili yeni bir şey söylemiştir.

Citroen araba markasının dünyada gösterilen reklamlarında çalan "Welcome to My Life" parçası bu gruba aittir.
 
 
 

Ça

25

Haz

2008

Düşünce Özgürlüğü PDF Yazdır e-Posta
Makalelerim
Ali Tanırlar tarafından yazıldı   

Sartre, " Düşünce özgürlüğünün olmaması, düşündüğünü söylememek değildir, düşünememektir."

Düşünmesinş bilen bir şekilde kendisine dayatılan engelleri/zorlukları/bariyerleri aşar ve düşüncelerini ifade eder. Bu daima kaçınılmaz olmuş ve binlerce defa bu yaşanmıştır. Asıl vahim olan düşünmeyenlerdir ve bunların düşünenlere yaptığı baskılardır. 

Aşağıda Hıncal Uluç'un Düşlerin Efendisi adlı film için yaptığı ve konuya binaen buraya aldığım bir alıntı bulacaksınız.

"İnsanı susturamazsınız.. Dünyanın en büyük terörü, dünyanın en büyük baskısı, dünyanın en büyük işkencesi ile susturmazsınız.. Kendisi susmayı seçmedikçe..

Marki dö Sade, çağının çok ötesinde çılgın düşüncelerinden ötürü zindana değil, toplumsal yeri dolayısı ile bir tımarhaneye kapatılmış.. Tüy kalemleri, mürekkebi ve kağıtları yanında..

"Yaz içini boşalt" diyorlar ona.. Bir çeşit tedavi.. Yazıyor.. Dışarı kaçırıyor. Basılıyor.. Jüstine.. Benim kitaplığımda duran, iki kez okuduğum Jüstine..

Kızıyorlar. Kağıt, mürekkep ve tüy kalemlerini alıyorlar.. Tavuğun lades kemiğini çıkarıp onunla çarşafa yazıyor. Çarşafı kaçırıp, bastırtıyor.. Daha kızıyorlar. Şarap kalkıyor, yatak kalkıyor..

Aynayı kırıyor. Sivri camı parmak uçlarına batırıyor.. Kanı ile elbisesinin, çamaşırlarının üzerine yazıyor..

Çıldırıyorlar. Kostümlerini de alıyor, çırılçıplak bırakıyorlar..

Hücreden hücreye fısıldıyarak yazdırıyor.. Deliriyor, dilini kestiriyorlar.

Dışkıları ile hücresinin duvarlarına yazıyor.. Ama yazıyor.. Yazmanın, düşüncelerini, öykülerini yazmanın bir yolunu hep buluyor.. Ölene dek.."

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Haziran 2008 07:33 )
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Add to Technorati Favorites

Copyright İkinci Şans 2008