“Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçebilir. Ama Alaska’dan tek parça dönebilirsem, benden haber alacağına emin olabilirsin. Sana önerdiğim şeyi tekrarlamak istiyorum; yaşam tarzında köklü bir değişiklik yapmalı, daha önce hiç duymadığın ya da yapmakta kararsız kaldığın türden şeylerin tamamını yapmaya başlamalısın.
Çoğu insan kendilerini mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Huzur veriyor gibi görünse de, insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak belirlenmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum. İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir. Bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük bir keyif olamaz, her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir”
Chistopher McCandless
Güne gülümseyen bir başlangıç yapsam da etrafımdaki insanlar bir şekilde , öyle yada böyle içimdeki o enerjiyi soğuruyorlar. Beni tüketiyorlar. Canımdan bezdiriyorlar. Lakin yine de rol de olsa yüzümde bir gülümse oluyor. Olmak zorunda. Somurttuğum zaman kendimi daha fazla tüketiyorum. Acaba herşeye hallederiz deyip umursamaz bir tavır mı takınsam ?
Bugün gazete okurken dikkatimi çekti. İçteki düşmana karşı bas bas bağıran ve sürekli televizyonda görünen Türk Ordusunun Şanlı Generalleri neden Gazze olayında tek bir çıt etmediler. Yoksa güçleri yada gücümüz o kadar da büyük değil mi? Yoksa düşmanımız sadece içeride olandan mı ibaret? Türk ordusu benim emeğimi ve paramı hangi amaçla kullanıyor eğer ki beni ve benim vatandaşlarımı dışarıda korumayacaksa?
Siyahlara saldırdığın zaman buna IRKÇILIK diyorlar. Yahudilere saldırdığın zaman buna ANTİSEMİTİMİZİM diyorlar. Kadınlara saldırdığın zaman buna CİNSİYET AYRIMI diyorlar. Eşcinsellere saldırdığın zaman buna HOŞGÖRÜSÜZLÜK diyorlar. Ülkene saldırdığın zaman buna VATAN HAİNLİĞİ diyolar. Her hangi bir dini mezhebe saldırdığın zaman buna NEFRET diyorlar. AMA onlar Peygamber Muhammed'e saldıkları zaman, buna İFADE ÖZGÜRĞÜĞÜ diyorlar
Bir ürününüz var. Onu satmak istiyorsunuz ve bunun için en ideal olanı da Internet’i kullanmak. Bir çok servis var bunun için hem dünyada hem de Türkiye’de. Ürününüzü koyuyorsunuz ve bilgilerini yazıyorsunuz. Ama bir şey eksik. Bir şeyi bilerek eksik yazıyorsunuz ve alıcınızı kandırıyorsunuz. Müşteriniz yada sizin gözünüzdeki enayi ürünü alıyor ve…
Ve ürün arızalı çıkıyor. Sizin gözünüzdeki enayi ise verdiği para ile kala kalıyor.
En okkalısından küfür ediyor ama ürünün iade edilmesi kendisine daha pahalıya patlıyor. En mantıklı olanı yapıp sizinle uğraşmaktan vazgeçiyor. Bir kaç liranın hesabını yapmak istemiyor.
Ve size kalan ise çok ucuza sattığınız şerefiniz ve dürüstlüğünüz oluyor.
Tabi öyle bir şey varsa…




